Almanya maçında gerçekten çok kötü oynadık. Sonucu kabullenebiliriz ama oynana futbolu asla kabul edemeyiz. Sahada ne doğru düzgün bir mücadele ne de an ufak bir istek vardı. Bu futbolu anlamak gerçekten çok zor. En çok üzüldüğüm ise; maça gelen taraftarlarımızın haliydi. Almanların uyum adı altında yaptıkları etnik baskıya boyun eğmemek adına o stadı doldurmuş ve Mesut her topu aldığında Mesut özelinde Almanlara mesaj yolluyorlardı. Oyuncularımızın en azından oraya gelen taraftarlarımız için mücadele etmesini beklerdim. Olmadı.
Böyle bir maçı bir daha asla yaşamak istemiyordum. Spor medyası yavaş yavaş alevlenmeye başlamıştı. Eleştiri okları Hiddink ve Oğuz Çetine yönelmişti. Çoğu da haklıydı. Hiddink’ten Almanya maçından ders almasını bekliyorduk. Bu sefer oyuncuları doğru yerlerde oynatmıştı. En büyük sorun hala karşımızdaydı. Oyuncu seçimleri çok yanlış yapılmıştı. Semih, Özer. Tuncay, Hakan Balta, Nihat gibi kendi takımlarında oynamayan oyuncuları kadroya dahil etmişti. Gelmeden önce ismini en çok duyduğu oyuncular oldukları için çağırmıştı sanki.
Azerbaycan yenilgisi gerçekleri tokat gibi vurmuştu yüzümüze. Altyapı eksikliklerimiz çok dikkat çekiciydi. Almanya’daki 200.000 nüfusluk gurbetçilerden daha az oyuncu çıkarıyor ülkemiz. Ülkemizde organizasyon eksikliği var. Bir eğitim sistemimiz yok. Almanya’daki çocuklar hem okulu hem futbolu birlikte sürdürebiliyorlar. Bizde ise çocuk ya okulu seçiyor ya da futbolu. Daha doğrusu seçmek zorunda bırakılıyor. Bizim ilk önce bu sorunu çözmemiz gerekiyor. Beden eğitimi dersi su anda olduğu gibi seçmeli değil normal ders olmalı ve ders sayısı da arttırılmalı. Eğitmenlerimizin hem sayısı hem de kalitesi arttırılmalıdır. Arda Turan’ın çok iyi analiz edilmesi gereken bir açıklaması olmuştu:” Biz 4 3 3 sistemine alışık değiliz. Küçük yaştan beri bu sistemle eğitilmedik.” Aslında hiçbir sistem öğretilmemişti onlara. Modern futbol nasıl ve hangi sistemle oynanıyorsa bütün eğitmenlerimiz de bu sistemi öğretmelidirler. İlla 4 3 3 olsun demiyorum. Başka sistem de olabilir. Ama yeter ki eğitmenlerimiz Hollanda’daki gibi bir sistem üzerinde anlaşmalıdırlar.
Herkesin üzerine düşen bir görevi var artık. Herkes sorumluluğunun bilincinde olmalı. Yöneticisinden medyasına federasyonundan halkına herkes üzerine düşeni yapmalı. Türkiye olarak en büyük sorunumuz organize olamamak. Sadece sporda değil diğer konuklarda da organizasyon eksikliğimiz var. Dibe inmiş durumdayız. Bundan sonra çıkışa geçme zamanı. Bu çıkışı iyi organizasyonla yaparsak geleceğin İspanya’sı bile olabiliriz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder