Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

5 Kasım 2010 Cuma

MİNYATÜR KALE: ... SPOR KULÜBÜ İLKOKULU

fenerbahceMİNYATÜR KALE: ... SPOR KULÜBÜ İLKOKULU: "Ülkemizde sporcu yetiştirme konusunda çok büyük eksikliklerimiz olduğu artık aşikar. Temel mesele eğitim sistemimiz. Çocuklar ya okulu ya da..."

... SPOR KULÜBÜ İLKOKULU

Ülkemizde sporcu yetiştirme konusunda çok büyük eksikliklerimiz olduğu artık aşikar. Temel mesele eğitim sistemimiz. Çocuklar ya okulu ya da sporu seçmek zorunda kalıyor. Ders saatleri ile antreman saatleri uyumlu değil. Antreman tutkusu ağır basanlar yavaş yavaş okuldan uzaklaşıyor ve en sonunda okulu tamamen bırakıyor.                                                                                                                         Bu durum çok feci sonuçlara yol açmaktadır. Okulu tercih edenler çok fazla derse yoğunlaşıyorlar. İlkokuldan itibaren dersanelerde sürünüyorlar. Ne sosyal yaşam kalıyor ne de yorum gücü. Konuları, formülleri ezberlemekten beyinleri sulanıyor. Kendi düşünce sistemini oluşturamıyorlar ve toplumda pasif kalıyorlar. Sporcu olmayı tercih edenler ise sabah akşam idman yaptırıyorlar. Tamam yapılsın ona sözümüz yok. Fakat genel kültürleri de geliştirilmiyor. Yüzde 80-90 ı kitap okumuyor. Antreman dışında fazla ilgilenilmiyor. Az birşey parayı(!) bulunca da en pahalı araba nerede onu araştırıyorlar. Karl Marx'ı tanıyan kaç sporcu özellikle de futbolcu var acaba Türkiye'de.

Çok da önemli olmasa da birkaç fikir ortaya atmak istiyorum. Mesela, profesyonel futbol takımlarımız altyapıları baştan ele alınsa. Bütün Profesyonel takımlarımız devletle işbirliği yaparak ilkokul açmalı. Fenerbahçe Spor Kulübü İlköğretim Okulu ismi kulağa hoş gelmez mi? Yalnızca kulağa hitap etmemeli tabii. Milli eğitim müfredatının neredeyse tamamı aynen uygulanmalı.İlkokulda alfabeyi öğretirken futbol,basketbol, atletizm vs spor dallarının temel bilgilerinin öğretildiği dersler de açılabilmeli. Örneğin, ofsayt, ribaund vb spor terimlerinin tanımları öğretilebilir. İleleyen sınıflarda sayısal bilgiler öğretilir. Penaltı noktası kaleye kaç metre uakta, üçlük çizgisi potaya ne kadar uzakta, futbol sahasının genişliği kaç cm vs.
İlkokul 5. sınıfa kadar beden eğitimi dersi değil de antreman saatleri oluşturulur. Bu derslerde herşey uygulamalı olarak anlatılır. Zaten 12 yaşına kadar bir çocuğun hangi spor dalıunda hevesli ve yetenekli olduğu da anlaşılabilir. Ailesi ile ortaklaşa işler yapılur. 5. sınıfatan sonra da herkes istediği dalı seçer ve o dalda ayrıntılı olarak bütün bilgileri alır ve antreman saatlerinde de kendini geliştirir.Mesela futbolu seçenler matematik fen bilimleri dersiyle beraber 4 3 3 nasıl bir dizilişe sahip teknik direktör alan savunması yapın dediği zaman oyuncular nasıl dizilir gibi bilgileri tahtada görse ve tartışsa güzel olmaz mı?
Lise zamanı geldiğinde de bu uygulamalar sistemli bir şekilde devam ettirilebilse hem bilgili hem dünya görüşü hem de iyi hocalarla birlikte iyi futbolcular yetiştirebiliriz. İşin maliyetine gelince. Eğer sürekli bir başarı istiyorsak bu paraları vermek zorundayızç Bir kere verelim geleceğimizi kazanalım.

SAMET KOÇ

24 Ekim 2010 Pazar

MİNYATÜR KALE: BUGÜNÜ DEĞİL GELECEĞİ DÜŞÜNMEK

MİNYATÜR KALE: BUGÜNÜ DEĞİL GELECEĞİ DÜŞÜNMEK: " Bu derbiden sonra bütün Fenerbahçeliler tahmin ediyorum biraz üzüntülüdür. Kimse üzülmsin. Bu sonuçla Fenerbahçe'de yeni bir dönem ba..."

BUGÜNÜ DEĞİL GELECEĞİ DÜŞÜNMEK

    Bu derbiden sonra bütün Fenerbahçeliler tahmin ediyorum biraz üzüntülüdür. Kimse üzülmsin. Bu    sonuçla Fenerbahçe'de yeni bir dönem başladı artık. Son on yılda neredeyse bütün derbilerden puan ve puanlar çıkarıyordu. Bundan sonra sadece derbileri kazanarak bütün sezonu idare etme alışkanlığından kurtulacak. Kurtulmalı da. Her maça ciddiyetle bakarsan derbilerde puan kaybetsen bile kaybedilen bu puanları telafi edersin. Önümüzdeki hafta Aykut hoca bize bunu göstermeli.
   Maça Galatasaray iyi başladı. Önde pres yaparak Fenerbahçe'nin organize olmasını engellediler. Pino iki tane nefis şut çıkardı. Volkan yine formdaydı. Volkan olmasaydı Galatasaray ilk yarıyı önde kapatabilirdi. Volkan şu anda dünyanın en kaliteli ilk üç kalecisi içinde. Onu Manchster United kalecisi olarak görmeyi çok isterim. Alex Ferguson'a duyurulur. Van Der Sar'a da artık emekli olma vaktinin geldiği hatırlatılıra tabii. Fenerbahçe maça rehavetle çıkmadı fakat bunu çok abarttılar. Baskı yapmaya çekindiler. Halbuki baskı uygulasalar gs kalesinde pozisyon üretebilirlerdi. Üretkenlik yoktu. Konya maçındaki top alışerişi yoktu. Bunda Galatasaray'n önde basması çok büyük rol oynadı.
   İkinci yarı biraz daha hareketliydiler. Sahadaki tek Brezilyalı Fenerli olan Alex büyük ihtimalle Kadıkoy'deki son gs maçına çıktı. Elinden geleni yaptı. Sakatlıktan yeni çıktığı için verimli olamadı.
   Kazım'ın saç tıraşı güzeldi. Takımının ve ülkesinin ona verdiği değeri anladı. Eeee kaybettiğimiz şeylerin değerini sonradan anlarız diye boşuna dememişler. Bunu yalnızca formayı dört kez öperek değil sahadaki performansıyla da göstermeli.
   Maç 0-0 bitti. Klasik deyimle önümüzdeki maçlara bakacağız. Fenerbahçe'de yeni bir dönem başlamıştır. Fenerbahçe sadece derbi maçları değil diğer maçları da öneme alacaktır. Taraftar artık derbileri kazanmakla mutlu olmuyor. Avrupa'da da başarı zamanı geliyor. Çok YAKINDA...

17 Ekim 2010 Pazar

3 DİREK 1 ÇİZGİ: SIFIRA İNMEK

3 DİREK 1 ÇİZGİ: SIFIRA İNMEK: " Almanya maçında gerçekten çok kötü oynadık. Sonucu kabullenebiliriz ama oynana futbolu asla kabul edemeyiz. Sahada ne doğru düzgün bir mü..."

15 Ekim 2010 Cuma

SIFIRA İNMEK

   Almanya maçında gerçekten çok kötü oynadık. Sonucu kabullenebiliriz ama oynana futbolu asla kabul edemeyiz. Sahada ne doğru düzgün bir mücadele ne de an ufak bir istek vardı. Bu futbolu anlamak gerçekten çok zor. En çok üzüldüğüm ise; maça gelen taraftarlarımızın haliydi. Almanların uyum adı altında yaptıkları etnik baskıya boyun eğmemek adına o stadı doldurmuş ve Mesut her topu aldığında Mesut özelinde Almanlara mesaj yolluyorlardı. Oyuncularımızın en azından oraya gelen taraftarlarımız için mücadele etmesini beklerdim. Olmadı.
      Böyle bir maçı bir daha asla yaşamak istemiyordum. Spor medyası yavaş yavaş alevlenmeye başlamıştı. Eleştiri okları Hiddink ve Oğuz Çetine yönelmişti. Çoğu da haklıydı. Hiddink’ten Almanya maçından ders almasını bekliyorduk. Bu sefer oyuncuları doğru yerlerde oynatmıştı. En büyük sorun hala karşımızdaydı. Oyuncu seçimleri çok yanlış yapılmıştı. Semih, Özer. Tuncay, Hakan Balta, Nihat gibi kendi takımlarında oynamayan oyuncuları kadroya dahil etmişti. Gelmeden önce ismini en çok duyduğu oyuncular oldukları için çağırmıştı sanki.
   Azerbaycan yenilgisi gerçekleri tokat gibi vurmuştu yüzümüze. Altyapı eksikliklerimiz çok dikkat çekiciydi. Almanya’daki 200.000 nüfusluk gurbetçilerden daha az oyuncu çıkarıyor ülkemiz. Ülkemizde organizasyon eksikliği var. Bir eğitim sistemimiz yok. Almanya’daki çocuklar hem okulu hem futbolu birlikte sürdürebiliyorlar. Bizde ise çocuk ya okulu seçiyor ya da futbolu. Daha doğrusu seçmek zorunda bırakılıyor. Bizim ilk önce bu sorunu çözmemiz gerekiyor. Beden eğitimi dersi su anda olduğu gibi seçmeli değil normal ders olmalı ve ders sayısı da arttırılmalı. Eğitmenlerimizin hem sayısı hem de kalitesi arttırılmalıdır. Arda Turan’ın çok iyi analiz edilmesi gereken bir açıklaması olmuştu:” Biz 4 3 3 sistemine alışık değiliz. Küçük yaştan beri bu sistemle eğitilmedik.” Aslında hiçbir sistem öğretilmemişti onlara. Modern futbol nasıl ve hangi sistemle oynanıyorsa bütün eğitmenlerimiz de bu sistemi öğretmelidirler. İlla 4 3 3 olsun demiyorum. Başka sistem de olabilir. Ama yeter ki eğitmenlerimiz Hollanda’daki gibi bir sistem üzerinde anlaşmalıdırlar.
   Herkesin üzerine düşen bir görevi var artık. Herkes sorumluluğunun bilincinde olmalı. Yöneticisinden medyasına federasyonundan halkına herkes üzerine düşeni yapmalı. Türkiye olarak en büyük sorunumuz organize olamamak. Sadece sporda değil diğer konuklarda da organizasyon eksikliğimiz var. Dibe inmiş durumdayız. Bundan sonra çıkışa geçme zamanı. Bu çıkışı iyi organizasyonla yaparsak geleceğin İspanya’sı bile olabiliriz.